SABAH Gazetesi

                                                                                                                                                                                                               30.01.2005

Magazin klasiğiyim alışılmış ve tanınan
Magazin klasiğiyim alışılmış ve tanınan

Bu sezon 'Salıncakta İki Kişi' isimli yeni oyunuyla hayranlarının karşısına çıkan Nurseli İdiz, kendisini bir 'magazin klasiği' olarak gördüğünü ifade etti: Bunu 'alışılmış, herkesin zaten bildiği' anlamında söylüyorum. Biliniyoruz, tanınıyoruz. Ve öyle her zaman peşimizden koşulmuyor.

Açık sözlülüğüyle tanınan başarılı oyuncu Nurseli İdiz, magazin dünyasının kadınlarını 'yıldız ve klasik' olarak ikiye ayırdı. Kendisinin tanınan bir isim olduğu ve yaptığı işler nedeniyle gündeme geldiğine dikkat çeken İdiz, bu yüzden 'klasik'ler sınıfına girdiğini belirtti. Bir magazin klasiği olan İdiz'in Can Gürzap ile oynadığı 'Salıncakta İki Kişi' de cuma günü perdelerini açtı.

* 'Salıncakta İki Kişi' adlı oyundan bahseder misiniz?
Türk seyircisinin daha önceden tanıdığı bir oyun bu. 1960'lı yıllardan bu yana 3 kez sahnelendi. Çok seviliyor. New York'ta yaşayan ülser hastası eski bir dansçının, ayakta durma mücadelesi ve yaşadığı kırık aşk anlatılıyor. Oyunun şöyle bir önemi var: İlişkilerin günübirlik yaşandığı, arkadaşlıkların menfaat üzerine kurulduğu; herkesin kısa yoldan şöhret olmaya, sınıf atlamaya çalıştığı bir dönemde, seyirciye 'dostluğu, arkadaşlığı' anlatan sıcak bir oyun. Şu an kaç tane sevgi dolu ilişki yaşanıyor ki...

2 AYDA 11 KİLO VERDİM
* Oyunda eski bir dansçıyı canlandırıyorsunuz peki hiç dans ediyor musunuz sahnede?
Dans sahneleri çok az. Kadın Polonya Yahudisi ve Lehçe şarkılar söylüyor. Ülser kanaması geçirmiş ve kilo almış. Zor bir hastalık. Midesini boş bırakmaması lazım ve bu yüzden devamlı atıştırma halinde. Bu yüzden de çok kilo almış.

* Canlandırdığınız karakter 9 kilo almış. Siz, bu rol için kilo mu verdiniz aldınız mı?
Ne yalan söyleyeyim; tam 10 kilo fazlam var. Ama iki ayda 11 kilo verdim. Geçen yaz çok kilo almıştım; tam 84 kiloydum. Şimdi 70'e doğru geriledim.

* Neden son yıllarda çok kilo aldınız?
Çok çalışıyordum ve çok az uyuyordum. 4 ayrı projede çalışıyordum. Uyumaya fırsat bulamıyordum. Uyumadığım zaman da çok acıkıyordum. O aralar çok yemek yedim. Hele 'Kınalı Kar'ın çekildiği Bursa'da temiz havada yediğim gözlemeler, mantılar... Bu yiyecekler aşırı kilo almamı sağladı.

24 YILDIR TİYATRODAYIM
* 11 kiloyu nasıl verdiniz?
Benim danışmanım Haluk Saçaklı. Öncelikle kilo vermek için acele etmemek lazım. Çok kısa süreli rejimler başarılı olmuyor. Kiloyu ağır ağır vereceksiniz. Karbonhidrat ile proteini karıştırmayacaksınız. Öğlen sekiz kaşık domates soslu makarna yiyorum. Yanında da sebze. Akşam et ve meyve salatası yiyorum. Yani et ile makarna ve pilavı karıştırmıyorsunuz.

* Tiyatroda, dizilerde, sinema filmlerinde oynuyorsunuz. Önceliğiniz hangisi?
Ben kendimi oyuncu olarak görüyorum. Ama 24 yıldır da hiç ara vermeden tiyatrodayım. Her sezon bir veya iki oyunda oynarım. Toplam 40 oyunda rol aldım. Tiyatroda insan disipline oluyor, kendini yeniliyor. Bir nevi seminer çalışması gibi. Televizyonda cepten yiyorsunuz. Tiyatroda beslenmelisiniz ki, televizyonda kitleye dönük işleri daha rahat yapabilirsiniz.

* Televizyonda cepten yemek ne demek?
Bir haftada sinema filmi uzunluğunda bir bölüm çekiyorsunuz. Ne kadar çalışırsanız çalışın bazı şeyler fabrikasyon oluyor. Sit-com yapılabilir bir şey ama dizi öyle değil; 40 tane mekana gidiyorsunuz. Delilik yani... Çabuk çabuk bitirmek için oynuyorsunuz. İki senede iki ayrı uzun dizi yaptıysanız, bir sonraki sene ara vermeniz lazım.

* Ya tiyatrolar, seyirci çekiyor mu?
Evet. Doğru düzgün işler yapılınca seyirci geliyor. Oyun iyiyse izliyor insanlar. Oyun kötüyse Sharon Stone bile başrol oynasa yine gelmezler. Gerçi son zamanlarda popüler oyuncular da oyunlarda rol alıyor. Televizyonun burada şöyle faydası oluyor; beni 'Serseri Aşıklar' dizisinden ya da 'Kınalı Kar'dan tanıyanlar oyuna da geliyor.

* Peki tiyatro yapan mankenler... Onlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yetenekleri varsa oynayabilirler. Mankenlikten gelen bir sürü oyuncu var. Ece Uslu, Selda Özer... Yapan yapıyor. Mesela ben Cansu Dere'yi çok yetenekli buluyorum. Tuğba Ünsal da bence çok yetenekli. Tiyatrocuların da özeleştiri yapma vakitleri geldi; bence daha yaratıcı işler yapmaları lazım. Seyirci iyi bir oyun olunca tiyatroya bal gibi de geliyor. Ben hiçbir oyunumda boş salona oynamadım.

* Kendinizi yıldız olarak gördünüz mü hiç?
Ben kendimi 'magazin' klasiği olarak görüyorum. 'Alışılmış, herkesin zaten bildiği' anlamında söylüyorum. Biliniyoruz, tanınıyoruz. Öyle her zaman peşimizden koşulmuyor. Ben, Zuhal Olcay, Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Candan Erçetin birer klasiğiz. İş yaparsak gündeme çıkıyoruz. Öyle özel hayatımızla çok gündemde değiliz. Bir de magazin yıldızları var; mesela Hülya Avşar. Her şeyiyle olay. Kendini gündeme taşımayı biliyor. Meltem Cumbul, basını iyi kullanıyor. O da magazin yıldızı. Hande Ataizi zaten magazinel bir isim. Mesela Sanem Çelik, Hande Ataizi gibi değil, basına çok fazla çıkmıyor.

ZAFER AKBAŞ Magazin