SABAH Gazetesi

                                                                                                                                                                                                     26.03.2000

Kiloları dolaba kaldırın
Mart geldi, cemreler düştü. Herkes kışın kazakları siper edinen kiloları verme paniğinde. İşte yazlık kıyafetlerinize yeniden sığmanızı sağlayacak bazı temel bilgiler...

Bir düşünün: Son günlerde çevrenizdekilerden en sık duyduğunuz söz ne? "Yaz geliyor, kilo vermem lazım." Evde annenizden, kız kardeşinizden, iş teki dostlarınızdan, sevgilinizden, herkesten aynı şeyi duymuyor musunuz? Mart geldi ve güneş yüzünü gösterdi. Cemrelerin üçü de düştü. Havalar bundan sonra da ısınmaya devam edecek ve yazlık kıyafetler dolaplardan inecek. Ama kışın kalın paltoları, kazakları siper edinen kilolar nedeniyle yine içlerine girilemeyecek. Hemen her evde "Ne kadar kilo almışım" nidaları yankılanacak. Ardından kilo verme paniği başlayacak, rejimler yapılacak, kışın sinek avlayan spor merkezleri dolacak. Yine diyet devri başlayacak.

Ancak bir sorun var. Herkesin elinde bir diyet programı, her kitapçıda bir diyet kitabı, her köşe başında diyetisyen görüyoruz. Hangisinin iyi olduğunu nasıl bileceğiz? Sağlıklı beslenmenin ve sağlıklı kilo vermenin belirli kriterleri var. Bu temel noktaları bildikten sonra mantık yürüterek istenilen sonuçlara ulaşmak mümkün. Görüşünü aldığımız Türk uzmanlar ile ABD'deki beslenme uzmanlarının aşağıdaki görüşlerine kulak verirseniz, sağlıklı beslenmenin çok da uzağınızda olmadığını göreceksiniz...

BUNLARI BİLİN
* Sağlıklı ve bilinçli beslenmek için parayı sokağa atmayın. Sağlıklı beslenmek, pahalı beslenmek demek değildir.

* Kıtlıktaymış gibi rejim yapmanıza gerek yok. Haluk Saçaklı, "En önemli kural aç kalmak değil, her şeyden yeter miktarda yiyerek sporla birlikte zayıflamak" diyor.

* Programı fiziksel aktiviteyle destekleyin. Yememek yeterli değil, günde hiç değilse yarım saat spor yapmak şart.

* Boy-kilo oranına dikkat: Boy ile kilo arasındaki orantısızlık, kalp krizi ve kanser riskini artırıyor. Ne Oliver Hardy gibi olun ne Stanley Lorel.

* Pişmiş sebze ve meyve yiyin: Seçtiğiniz diyet ne olursa olsun, bol bol haşlanmış sebze ve meyve içermesine dikkat edin. Brokoli, ıspanak, kabak, karnıbaharın yararı büyük. Ne çekici değil mi...

* Yağa dikkat: Yağ içinde yüzen yemeklere paydos. İlla kullanmak istiyorsanız, zeytinyağını tercih edin.

* Şeker faktörü: Vücudunuz için şeker aslında göründüğü kadar şeker değil. Şeker hastalığının fazla kilolu kişilerde daha fazla görüldüğü kanıtlandı.

* Tuz dengesi: Tuzun fazla kullanımı kilonun yanı sıra düşük kan basıncına da neden oluyor. Yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzananlardansanız, "huyluyu huyundan vazgeçirmelisiniz..."

*Alkol tehlikesi: İşte diyetlerin "Olursa olmaz"ı... Hiçbir diyette alkol yok. Çünkü yüksek kalorisi, gün boyu nice yiyeceklere, tatlılara direnen bedeninizin beyaz bayrak açmasına neden oluyor.

"Ne yerseniz osunuz" demiş, Goethe... ABD ve Avrupa bunu yaşam felsefesi yapmış. Biz de başlayalım... "Yemek için yaşamayalım, yaşamak için yiyelim."

PSİKİYATRİST GÖZÜYLE
Diyette istenen sonuca ulaşmanın en önemli koşulu psikolojik açıdan hazır olmak. Psikiyatrist Doç. Dr. Emin Ceylan, diyet sürecinde en büyük problemin yüksek beklentilerle yola çıkmak olduğunu söylüyor. Ceylan, bu süreci şöyle özetliyor: "Beklenti yüksekse organizmanın talepleri arttıkça, yeme arzusu arttıkça, yavaş yavaş bir düş kırıklığı yaşanmaya başlanır. İlk günler çile çeker, kilo verirsiniz ama sonra kaçırırsınız. Bir düş kırıklığı yaşanır ve bir anda vazgeçilir. Bunu yaşamamak için diyeti yavaş başlamak, beklentileri düşük tutmak ve kilo verme süresini uzun tutarak psikolojik gerginliği minimumda sabitlemek gerekir. Süre uzadıkça psikolojik direnme gücünde bir artış olur ve alışkanlık sonucunda psikolojik bir destek bulmaya başlarsınız."

Başarısızlıkların programa devamı engellememesi gerektiğini söyleyen Ceylan, "İki gün sabır gösterip üçüncü gün herhangi bir nedenle kaçırmak diyete son vermemeli. Ertesi gün kalınan yerden devam etmeniz gerekir. Diyet gibi uygulamalarda 'Ya hep ya hiç' kuralını uygulayamazsınız. Geçici başarısızlıkların geneli etkilemesini engellemek şart" diyor.

Ceylan, "Diyete başlarken kendine başkalarını örnek almak yerine kendimizi model almalıyız" diye konuşuyor.

DİĞER YARINIZLA SAVAŞ
Diyetin insanın diğer yarısına karşı verdiği bir savaş olduğunu ifade eden Ceylan, "Bu, insanın en çetin savaşlarından biridir. Çünkü vücudunuzun bir yarısına karşı diğer yarıyla savaşırsınız. Kuvvetiniz yarı yarıya düşmüş demektir. Ama kendi başarınızı gördükçe güven artar, psikolojik güç yükselir. Kendinizi taktir etmeye başlarsınız. Diyet programlarında insanın kendini eleştirmemesi ama sürekli takdir etmesi çok önemlidir. İçsel gerginlik, şişmanlama nedenlerinden biridir" diye konuşuyor.

Diyet programlarında başarılı olanların bir süre sonra eski kilolarını geri aldıklarına da dikkat çeken Ceylan, "Çünkü başkalarının yapamadığını düşündükleri için gizli bir zevk alırlar. Bunu hep sürdürmek isterler. Ama bu uzun vadede kendilerine kaybettirir. Diyet, belirli bir dengede bırakılmalıdır" diyor. Diyette başarılı olanların "Ben nasıl olsa yine veririm" mantığıyla hareket etmesinin de son derece yanlış olduğunu söyleyen Ceylan, "Böyle hareket eden kişi birkaç kez daha başarılı olabilir. Ama en sonunda verdiği kiloları geri alır" diye konuşuyor.

AÇIL SEZEN