AŞIRIYA KAÇARAK YEMEK YİYENLER …..

  1. Damak zevki iyi olanlar.
  2. Damak zevki iyi olmayanlar.

    DAMAK ZEVKİ İYİ OLANLAR

– Bu kişilerde yemek yerken zevk ve haz doruk noktadadır.

– Hiç üşenmeden sevdikleri yiyecekler için kilometrelerce yol katedebilirler.

– Günübirlik Bursa’ya gidip kebap yiyip dönenleri bile görebilirsiniz.

– Sevdikleri restoranların telefonları, kendi ev telefonları gibi hafızalarına kayıtlıdır.

– Arkadaşlarına orada sunulan yemeklerin kalitesinden bahsederler ve onları oraya yönlendirmek için baskı kurarlar, gidip gitmediklerini de kontrol ederler.

– Sevdikleri bir yiyeceğin tarifini almadan o mekanı terk etmezler.

– Akılları güçleri hep yemek yemededir.

– Sabah kahvaltıda iken öğle yemeğini düşünürler.

– Öğlen olur akşam kendim için ne pişirmeliyim düşüncesi içinde hep yaşantıları geçer.

– Sohbetleri hep yemek üzerine yoğunlaşır.

– Nasıl futbolkoliklerin hayatı futbolsa, bunların da yaşantılarında hep “yemek yeme” vardır.

   DAMAK ZEVKİ İYİ OLMAYANLAR

– Yemek yerken hissedilen zevk ve hazdan çok uzaktadırlar.

– Bunlara o nedenle “pisboğazlar” adını verirsek inşallah alınmazlar.

– Burada yemek yemek bir el ve ağız alışkanlığından ibarettir.

– Tatlı tüketir, gidip üzerine turşu yerler.

– Tencereden elleriyle yemek atıştırırlar.

– Hatta sizin tabağınızdan bile yemek almaktan hiç sakınmazlar.

– Çorbayı, kaşık yerine, kaseyi ağızlarına dikerek içerler.

– Yemekler leziz ve kaliteli olmuş veya olmamış onlar için hiç önemli değildir.

– Ne bulurlarsa anında midelerine indirirler.

   NEDENLERİ

– Bu tip yemek yemenin altında büyük bir özveri duygusu yatar.

– Bu tip kişiler hayatta kendileri için yaşamayı pek beceremezler.

– Hep başkalarını mutlu etmek için didinip dururlar.

– Mutluluğu aşırıya kaçarak yemek yeme ile yakalamak isterler.

– Ne yazık ki yemek yiyerek mutluluğu da yakalayamazlar.

– Annelik içgüdüsü:

– Kendi annesinden gördüğü herşeyi, yarın anne olduğunda o da evlatlarına yansıtır.

– Anne doğurur, besler, büyütür.

– Bu sorumlulukların yükü karşısında yeme bozukluğu içerisine girebilir.

– Baskı altında büyüyen çocuk:

– Ergenlik çağına geldiğinde aşırı yemek yiyerek bu baskıdan kendini uzak tutmaya çalışır.

– Ne zaman ki; yemek yeme ile özgürlük arasında bir bağlantının olmadığının farkına vardığı anda iş işten geçmiş olur.

– Anneanne ve babaanne yanında büyüyen çocuklar:

– Bir yandan torun sevgisi nedeniyle diğer taraftan akşam torunlarının anne ve babaları geldiğinde “Anneannem/babaannem beni aç bıraktı!” cümlesini duymak istemedikleri için.

– Bu nedenle tabak ve kaşık ellerinde, sabahtan akşama kadar torununun peşinde dolaşırlar.

– Ödüller:

– “Tabağındaki yemekleri sıyır sana çikolata vereceğim! Son lokmanı ağzına at yoksa arkandan ağlar, sana beddua eder! Tabağında pirinç tanesi kalırsa o kadar çocuğun olur!” gibi yaklaşımlar çok yanlıştır.

– Bu tip yaklaşımlar çocuğunuza ergenlik çağında aşırı yeme çemberine sokabilir.

– Beslenme alışkanlığındaki yanlışlıklar sizleri zamanla yeme bozukluğuna itebilir.

   ÇÖZÜM

– Aşırı tükettiğiniz yiyecek türünü beyninizde bulun.

– Şöyle sakince düşünürseniz bunları çok kolay bulabilirsiniz.

– Kimi kebapçı, kimi tatlıcı, kimi ise börekçidir.

– Aşırı yiyecek türlerini bulamadığınız sürece onlarla mücadele etmeniz de güç olur.

– Özveriyi azaltın ve kendiniz için yaşamayı da öğrenin.

– “Önce ben” diyebilin.

– Kendiniz için az da olsa bencil olun.

– Bu bencilliğin, herkesin olduğu gibi sizin de hakkınız olduğunu asla unutmayın.

                                               Doç. Dr. Haluk SAÇAKLI

                                                              KALİTELİ YAŞAM UZMANI 

Leave a comment